Doğum Kontrolü Mü? Hadi Canım…

Geçenlerde bir yazı okudum. Şehirlerin geleceğinin nasıl olacağıyla ilgiliydi. Daha doğrusu metropollerin, ileriye yönelik olarak şimdiden nasıl şekillenmesi gerektiğiyle ilgili bilimsel yorumları içeriyordu. “Gelecek, şehirden uzaklaşmak için hızla uzaklaşan arabalarda değil, göğe yükselen binalarda.” tadında bir de sloganı vardı. Okuduğumda bende uyandırdığı duygu, zekaya tanıklıktan ziyade, aptallığa şahitlikti.

Artan nüfusu barındırabilmek için binalar gittikçe yükselmeliymiş. Ancak bu şekilde insanlara verimli yaşama alanları sağlanabilirmiş ve şehirler bilgi, fikir, mal ve para alışverişi için en uygun mekanlarmış. Ben, iktisat mezunu olduğum için olsa gerek, maliyetlerin düşük tutulmasına yönelik bir şeyler biliyorum elbette. Ancak zaten kalabalık olan metropollerin daha da kalabalıklaşmaya teşvik edilmesini ve bunun iktisadi açıdan daha iyi olduğu fikrini anlamıyorum. İktisat mezunu olabilirim ama zamanında birçok şeyin yanında psikoloji, sosyoloji ve özellikle matematik ve fizik de okudum. Bu da bana söylüyor ki, nüfusun bir seviyeden sonra artması pek iyi bir şey değil.

Nüfus artışıyla beraber, özellikle kontrolsüz olanıyla, birçok sorun baş gösteriyor. Bunların başlıcaları sağlık, güvenlik ve beslenme. Bakın henüz barınma demedim. Yönetim demedim. İstihdam demedim. Yer sorunu demedim. (Fiziksel açıdan.) Bu sorunların önüne geçmenin yolu ise tabii ki yüksek binalar olamaz. Ben bunları söyledikten sonra bazılarının hızlıca cevabı verdiklerini biliyorum. Doğrusu cevap çok basit. Nüfus kontrolü.

Dünya nüfusunun on milyara doğru gittiği söyleniyor. Aman tanrım; ON MİLYAR. Afrika kıtasının çoğu hala yoksulluktan, hastalıktan ve gıdasızlıktan kırılıyor. Fakat genel kanının aksine, dünyadaki besin kaynakları bu insanları doyurmaya yeterli. Durumun sebebi ise bu kaynakların doğru paylaştırılamaması. Dünyanın bazı kesimleri bu ve benzeri sorunlarla meşgulken, on milyarlık nüfus insanı gerçekten korkutuyor.

Geçenlerde de haberlerde Türkiye’nin nüfus artışının %1,5 gibi bir oranda azaldığını duydum. Aman ne güzel haber bu. Keşke yıllar önce sabitlenmiş olsaydı. Bu oranlar bana, ülkemizin özellikle doğu kesiminde işlerin kesat olduğunu düşündürdü. Hani 10-15 çocuklu aileleri gördüğümüzde dudaklarımız uçuklar ya… Bir de bunun 30-40 çocuklu örnekleri var tabii. Türkiye’nin nüfusu nereden besleniyor? Ağırlıklı olarak doğudan. Peki neden?

Şimdi teknolojinin fazla gelişmediği zamanlardan bahsedeceğim. Tarıma dayalı ekonomilere sahip ülkelerde, insanlar fazla çocuk yaparlar. Bunun sebebi fazla erkek çocuk tutturmaktır. Erkek çocuk demek, o ağır şartlarda çalışacak işçi demektir. Fazla işçi, daha kolay ve hızlı ekim ve hasat demektir. Fazla çocuk aynı zamanda kalabalık ve güçlü bir aşiret demektir. Aşiretler de derebeylik rejiminden kalma eski bir gelenektir. Artık teknoloji de geliştiğine göre, insana dayalı tarım da eski bir GELENEKTİR. Lütfen. Sözün özü, artık bu insanların bu kadar fazla çocuk yapması gerekmemektedir. Fakat dinleyen ya da farkına varan kim?

Zamanında hepimiz televizyonlarda gördük; doğum kontrolü konusunda halkı bilinçlendirmek için uzmanlar ülkenin belirli kesimlerine gittiler ve eğitim vermenin yanında insanlara prezervatif de dağıttılar. Sonra ne oldu? Prezervatifler balon oldu. Hem de çocukların ellerinde. Doğum kontrolü “doğan”ın elinde. Dünyanın az gelişmiş bir çok kesiminde de durum benzer şekilde. Şu an küresel çerçevede gerçekleşen olaylara baktığımızda ise ne görüyoruz? Doğum kontrolü doğanın elinde. İklimler değişti, doğal kaynaklar azaldı, ağaçlar yok oluyor. Birbiri ardına felaketler meydana geliyor. Bunların yanında tabii ki fazla nüfusun getirileriyle ilgili az önce saydığım sorunlar da var. Dünya ve doğa, üzerinde ve içinde yaşananlara müdahale ediyor.

Aklı başında olan insanın varacağı sonuç tabii ki, nüfusu kontrol altında tutmanın gerekli olduğu. Yalnız bir sürü aklı başında geçinen insan ne yazık ki bu sonuca varamıyor. Yani modern sayılan insanları da aklı başındalığa örnek gösteremiyoruz.

Bitirmeden buna örnek vermezsem çatlarım 🙂 David Beckham ve eşi fabrika gibi çocuk yapıyor. O herkesin hastası olduğu Brad Pitt’in sevgili karısı dördüncü çocuğuna hamile. Ne güzel evlatlık alıyor diye takdir ediyordum. Her halde iki takıma bölüp maç yaptıracaklar. Yakın gelecekte işimiz zor. Benden söylemesi…

 

 

Bu yazı Genel, Güncel kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir