Hayat Bekara Kolay Mı?

Bu aralar, çevremde ev alanların artması üzerine aklıma şu nadide soru takıldı; Neden bekara ev vermezler?

Özellikle öğrencilik hayatı sırasında erkeklerin çokça duyduğu bir cümle galiba bu. Boşuna dememişler, “Öğrenci tehlikeli adamdır.” diye. Hele bir de erkek ise.

Aklıma bu soru geldiğinde düşündüğüm şey, bekar bir adamın evde ne gibi sorunlar çıkartabileceği oldu. Öncelikle bekar birinin özelliklerini inceleyelim.

1) Bekar

2) Genç (olabilir)

3) Bekar

4) Dikkatsiz

5) Asi

6) Bekar

7) Dağınık

8 ) Gürültücü

9) Sorumsuz

10) Bekar (Artık bekarı ne anlamda kullandığımı anlamış olmanız lazım) 🙂

11) Misafirperver 🙂

12) Alkol (edit)

 

Ben aklıma gelen başlıkları saydım. Bakalım yazarken daha başka özellikler aklıma gelirse ilave ederim.

Bekar olmayı şimdilik ele almayacağım. Önce genç’ten başlıyorum. Bir bekar genç olabilir. Olsun. Genç olursa ne olur? Olabilecek en kötü şey apartmanın yaş ortalamasını düşürmesidir. Bu da sanıyorum çok kötü bir şey değil. Emlak sektöründe fayda sağlayacak bir şey midir bilmiyorum ama gençler öyle korkulacak yaratıklar değildir. Genç erkeklerden bir nebze korkulabilir fakat onlarda sonuçta insandır. Zaten bir komşu diğer bir komşuyla en fazla ne kadar muhatap olabilir ki? Komşuluk ilişkileri gelişmiş kişiler arasında komşu ziyaretleri olur tabii ama bir komşunuzun evine de gitmeyi verin. En kötü televizyonu kendi evinizde seyreder çayınızı kendiniz demlersiniz.

Bir bekarın dikkatsiz olması… Hımm. Dikkatsiz bir bekar, özellikle de genç ise başınıza bela açabilir mi? Evde yapabileceği en beter şey nedir? Işıkları açık unutmak? Buzdolabındaki yemeklerin bozulması? Masaya sehpaya çarpmak? Evet bunların hepsi mümkün. Ancak bunun diğer insanlara ne gibi zararı olur? Buzdolabındaki yemekler bozulursa ve buna dikkat etmezse sadece bekarımızın midesi bozulur ya da gıda zehirlenmesinden hastaneye kaldırılır. Bu da ancak kendisini veya ailesini ilgilendirir. Işıkları açık unuttuğu takdirde de kendi ödeyeceği faturaları şişirmiş olur. Bekarımızın salonda açık bıraktığı ışığın uyurken sizin gözünüze girmesi gibi bir ihtimal yoktur. Şimdi aklıma bir şey daha geldi. Bir bekar çöpü dışarı çıkarma zamanına dikkat etmeyebilir. Ellemeyin. Bırakın evdeki kokudan kendisi rahatsız olsun.

Gelelim bekarımızın asi olmasına. Ben henüz apartman boşluğuna kafayı çıkartıp, “Bu apartmanın kuralları bana işlemez ulen, devireceğim yönetiminizi!” diyen birine rastlamadım. Yapmaz zaten. Neden yapsın? Unutmayın ki kiracılar yönetici olamıyor. Adamın yönetime oynama şansı yok. Yani demokrasi onun faydasına çalışmıyor. Aidatı aksattığı takdirde de ev sahibi kendisini uyarır veya en sonunda mahkeme yoluyla borcunu ödemek zorunda kalır. Ben, bir apartmanda ev sahibi olup, yüksek diye aidata karşı çıkanlar biliyorum. Kiracıya gelene kadar daha neler var… 🙂

Bekarı sona bırakıyorum. Dağınık bir kiracı. Hem de bekar. Ailemizin yanında yaşarken hepimiz dağınık değil miydik? Odamızı arkamızdan annemiz toplamaz mıydı? Bu da zaten haftada bir kez filen olurdu. Kendiminkinden değil ama arkadaşın kırtasiye malzemeleri bulunan çekmecesinden kirli çorap çıktığını biliyorum. Daha dün gibi. Ancak ben dağınığım diye kapımıza gelen bir komşumuz olmadı. Küçüklüğünde Obsesif Kompülsif Bozukluk’tan muzdarip ve bütün giysileri katlı, eşyaları düzenli kişiler benim yazdıklarıma anlam veremiyor olabilirler. Zaten onlar için konuşmuyoruz. Çoğu genç dağınıktır ve arkasını annesi toplamıştır. Yine bu konuda da, üstü örtülmemiş bir yatağın, diğer apartman sakinleri için sorun olacağını zannetmiyorum. Eğer bir apartman sakini, “Bu herif yatağını örtmüyor, her sabah arkasından kızım topluyor!” diyorsa, eh o zaman kızını bir kenara çekip konuşacaksın ya da hiç konuşmayacaksın. 🙂

Gürültücü. Bir bekar, evde kendisine “Sus, kıs, tıs” diyecek biri yoksa gürültü yapabilir. Bu doğru. Bekarın gürültüsü denince de akla gelen müziğin sesinin açılmasıdır. Tabii ki bekar birisi, ister kadın olsun, ister adam (aklıma kadınadam tabiri geldi, nedense eklemek istedim), müzik dinleyecektir. Ancak bir kişi normal saatlerde, bir insanın kapasitesinden daha yüksek sesle müzik dinliyorsa, o kişi bekar değil, ya sağırdır ya da salak. Eğer geç saatlerde yüksek sesle müzik dinliyorsa, zaten bunu kendi evinde de yapıyordur ve ona daire kiralamamanız sorunu sadece lokasyon açısından çözecektir. Alt katta oturan teyzeyi örnek vereyim. Telefon konuşmalarını bizim evden çok net duyabildiğimiz zamanlar oluyor. Kendisi bekar değil. Ancak bu gürültü yapmasına da engel değil. Bir de örnek olarak arkadaşımın komşusu yaşlı teyze var. Televizyonun sesini öyle bir açıyor ki, seyrettiği diziye bir sardırıyoruz ve kanal değiştirdiğinde isyan edesimiz geliyor. E n’apalım? Fatmagül’ün sonunu merak ediyoruz. Madem öyle yaşlılara da ev kiralamasınlar. (Bu arada yazıyı yazdığım kelime işlemcisi, “kiralamasınlar” ‘ın altını çizdi. Ne gibi bir hata bulduğunu anlayamadım.)

Sorumsuz bekarın problemleri birazcık dikkatsiz’inkine benziyor. Evet aidatı yatırmayı unutabilir ya da kirayı geciktirebilir. Dediğim gibi bunun mahkeme içeren yolları var. Evde kedisi mi var? Onu aç bırakabilir. Hayvan hakları derneklerini ilgilendirir. Tabii eylem yapmaktan “eylem” yapmaya vakit bulabilirlerse. Işıkları açık bırakırlar. Bize ne kardeşim, onun faturası, onun parası. Apartman kapısını açık bırakabilirler. İşte en sevdiğim uyarıdır. “Apartman kapısını arkanızdan kapatınız.” Kapanmayan apartman kapısının çözümü, kapıyı kapatan hidroliği daha iyi bir ustaya yaptırmaktır. Ya da yöneticinin masraftan kaçmamasıdır. Kimin apartman kapısı ev kapısı gibi bana söyler misiniz? Bu kapıları zaten otomatik olarak kapansın diye tasarlamışlar. Bekar kendi ev kapısını hiç açık bırakıyor mu? Hayır. Genç ya. Bekar ya. Kesin o açık bırakıyordur.

Geldik misafirperverlik konusuna. Bunu biraz da “bekar” ‘la birleştirerek yazmak istiyorum. Evinde bulamadığı rahatlığı ve boş alanı yeni dairesinde bulan bekar, evine bir sürü insan çağırıp partiler yapar. Sanırsınız alt katta Hugh Heffner oturuyor. Kaç bekarın ev partisine gittiniz şimdiye kadar? Genelde 3-4 mazbut adam, bir ikisinin kız arkadaşı ve “ev sahibi” bulunur. Evet bir konu daha geldi bu arada aklıma; alkol. Hemen yukarıya ekliyorum. İnanın bana bu çok hevesli başlayan ev partileri bir noktadan sonra kesiliyor. Bir süre sonra, geriye kalan bulaşıkları yıkamaktan ve ortalıkta kalan döküntüyü toplamaktan bekarımıza gına geliyor ve evine tek tük insan çağırmaya başlıyor. Bunun aksini yapanlar az sayıda. Tabii bir de erkek adamın (“bekar”) (asıl bekarın ne olduğu şimdi anlaşıldı mı?) 🙂 evine kız getirmesi olayı söz konusu. Eh o kadarcık da olsun, eve bir kız eli değsin. Merak etmeyin, Türkiye öyle sanıldığı gibi Charlie Sheen cenneti değil. Her bekar evinde seks partileri düzenlenmiyor.

Sonuç olarak bu yazıyı matrak bir amaçla yazdığımı söylemek istiyorum. Bütün bu saydıklarım pek tabii apartman sakinlerini rahatsız edebilir. İnsanlar gürültüden ya da apartmana girip çıkanlardan rahatsız olabilirler. Kimse gecenin bir yarısı son ses açılmış müzik duymak istemez. Özellikle bu müzik metal veya rock müzik ise. Ben bir “rockçı” olduğum için değinmeden geçemedim. Rock Forever.) Bir bekara ev verilmemesinin asıl nedenleri bambaşka. Kirayı ödemezse veya ödeyemezse… Eve bakmaz da ev dökülürse… Sonuçta o ev daha sonra bir daha kiraya verilecek ve bakımlı kalması gerekiyor. Evet bekar bir adamın evine kız gelmesine hoşgörüyle bakmayan tutucu apartmanlar da çoğunlukta. Ancak bu konuda da hepimizin biraz daha gelişmesi gerekiyor. İnsanları bu kadar kıstırarak adaba meylettiremeyiz.

Eğer bir bekarsanız ve bazı trajikomik sorunlarla karşı karşıya kaldıysanız, yazının altına yorum bırakabilirisiniz. Eğer yazının altında yorum görmezsem, kiracı cenneti bir ülkede yaşadığımızı düşünmeye başlayabilirim. Ona göre. 🙂

 

Özcan Söylemezoğlu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Genel, Güncel kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir