Sevgi ve Acı; İnsan İnsana Karşı -2-

Ne olduğunu bilmeseniz bile, bir şeylerin ters gittiğinin farkında mısınız? Evet ise, umut vardır. Demek ki, yazının bundan sonraki kısmında aynı frekansta olacağız.

Aradığın şeyin ne olduğunu bilmezsen, bulduğunda tanıyamazsın, böylece elinden kaçırırsın demiştim. İster evren deyin, ister hayat, ister tanrı deyin; bize istediğimizi vermez. Bazı durumlarda öyleymiş gibi gözükür ama doğru değildir. Biz kimsek, ona uygun olan, benzeyen isteklerimi elde ederiz.

Sevgiyle alakalı bir arzunuzu, hem de haklı bir arzunuzu tahmin edeyim; Birini istiyorsunuz… Sevgi dolu, değer bilen, eğlenceli, saygıdeğer, hayatını kurmuş, vefalı, ne yaptığını bilen, kararlarının arkasında duran, vücudu formda vb … Çok güzel, harika bir arzunuz var. Siz, hayatınıza girmesini istediğiniz bu insanda aradığınız özelliklerin kaçına sahipsiniz? Böyle bir insan buldunuz ve bir araya geldiniz diyelim. Karşınızdaki insan da sizde bu özellikleri aramayacak mı? Onun da hakkı değil mi? Sevgi görmek istiyorsanız, sevgi gösteren biri olmalısınız. Ne yaptığını bilen birini arıyorsanız, siz de ne yaptığınızı bilmelisiniz, karakterli kararlar veren bir yapıda olmalısınız. Aradığınız şey sadakat ise, siz de kimseyi aldatmamalısınız. Sadece sevgili bağlamında değil, günlük hayatta da insanlara çıkarlarınız için yalan söylememelisiniz.

Paylaşım (ilişki) yaşamak istediğiniz insanın özelliklerini harika biçimde sıralıyorsunuz ancak o sizde bu özellikleri bulamazsa, paylaşım nasıl yaşanacak? Onun sürekli size istediğiniz şeyleri vermesini mi bekliyorsunuz? O zaman o kişi sizin sevdiğiniz, ilişki yaşadığınız insan değil, anne ya da babanız olacaktır. Ve ilk başta sizi “görüp” uzak durmayı tercih etmezse, mutlaka bir gün sıkılıp, geç de olsa uzaklaşma kararını verecektir.

Sevgiye küserseniz, sevgi de size küser. Birçok hayal kırıklığının ardından sevgiden uzaklaşmış, onu veremez hale gelmiş olabilirsiniz. Siz sevgi veremiyorken, sevgi verebilen birini, onunla güzel bir ilişki yaşayacağınıza ikna edemezsiniz. Eğer aradığınız şey sevgi ise; hiçbir hayal kırıklığının, aldatılmanın, terk edilmenin ya da kabul edilmemenin, sevgiyi sizden götürmesine izin vermeyin. Gayet sevecen, düşünceli, kendinize güven dolu olduğunuz ve yürüyüşünüzün bile bu hislerle şekillendiği bir günü düşünün. Bu halinizle bir sosyal ortama girdiğinizi… İnsanların size nasıl yaklaştığını, çevrenizde olmaya çalıştıklarını fark ettiniz mi? İşte, öyle davrandığınız, oturduğunuz ve yürüdüğünüz günlerden birinde, aynı özelliklere sahip aradığınız kişiye denk gelebilirsiniz. Aradığınız özellikleri kendinize ekleyerek ihtimalleri yükseltmeye değmez mi?

Ayrıca sevgiyi küstürmemeye de dikkat edin. Eğer size “aha işte bu” dedirtecek şey karşınıza tekrar tekrar çıkıyorsa ve siz onu tanımadığınız için göremiyorsanız ve uzaklaşıyorsanız, o da artık şansını sizinle denemekten vazgeçecektir veya size verdiği şansları azaltacaktır. Uzun süre karamsar olan bir insanın hayatında kötü giden şeylerin zamanla artması gibi.

Hangi yönde momentum kazanırsanız, o yönde daha hızlı ilerlemeye başlarsınız. Eğer         karşınıza çıkan insanlar arasında, size çekici gelmesine rağmen, uygun özelliklerin   bulunmadığını fark ederseniz, HAYIR demeyi öğrenin. Karşınızdaki insana değil, kendinize. Zamanla bu insanlar sizin karşınıza daha az çıkmaya başlar. Zihinsel olarak evet dediğiniz insanların sayısı ise artmaya başlar. Aslında sayıları değişmek zorunda değil, sadece siz onlara denk gelirsiniz veya onları fark etmeye başlarsınız. Trafikte, eski arabanızın markasına odaklanıp, sürekli o marka arabaya rast gelmek gibi. Değerlerinizle uyuşmayan olayların içinde haz alabilirsiniz. Ancak inanın, değerlerinize uygun davranıp bazı şeylerden mahrum kaldığınızda, eğer kendinize saygınız varsa, alacağınız haz daha büyüktür çünkü bu prensipleriniz yüzünden ileride elde edeceğiniz sonuçlar sizi daha çok tatmin edecektir. Psikolojide de, geciktirilmiş haz ilkesine göre yaşamının önemine sık sık vurgu yapılır. Şu an hiç keyif almayacaksınız demek değil, sadece sizin için önemli olan şeylere yaklaşımınızı daha iyi tasarlayın. Sonuçta bu hayatı neden yaşıyorsunuz? Tur şirketleriyle paldır küldür Avrupa’ya iki kez birer hafta gitmek ya da emekli maaşınızla ay sonunda ne akrobatlık yapabileceğiniz görmek için mi? Bu hayatı, çevrenizi sizi tatmin edecek önemli şeylerle doldurmak ve istediğiniz sonuçları almak için yaşıyorsunuz. Bu, bana göre özen isteyen bir konu.

Elde etmek istediğiniz sonuca doğru giderken, ne aradığınızı ve değerlerinizi net bir şekilde bilin. Arzu ettiğiniz şey ile tam olarak uyuşmuyorsa, değerlerinize yenilerini ekleyin ve onlara sadık kalın. Avam ve pek istemeyerek yazdığım bir örnek olacak ama eğer ilişki yaşamak istediğiniz kişi formda vücuda sahip bir kadın ya da erkek ise, (şimdiden kullandığım dil için üzgünüm) kıçınızı kaldırın ve siz de sağlınıza dikkat edip spor yapın. Olay aslında bu kadar basit. Diğer konularda da geçerli. Gerekiyorsa, sevmenin ne demek olduğunu baştan öğrenin. Bir insana gerçekten nasıl değer verebileceğiniz üzerine çalışın.

Siz değerlerinize ve sahip olduğunuz özelliklere güveniyorsanız, bunların karşınızdaki insanın hayatına daha da fazla tatmin ve neşe katacağından eminseniz; size arkasını dönen, görmezden gelen ve saygısızca davranan kişilere prim vermeyin. Arkalarından kendinizi yıpratmayın. Başarısız olmuş gibi düşünmeyin. Hayat bazen, değerlerinize ve özelliklerinize ne kadar sahip çıktığınızı görmek ister. Bu yüzden sizi biraz, hatta birazdan fazla zorlayabilir. Cevapları bildiğiniz bir sınavdan kalıp daha fazla acı çekmeyin.

Son olarak; eğer yine olur ya, hoş olmayan bir durumda kendinizden şüpheye düşerseniz, yani kaybolmuş ve başarısız hissederseniz yapabileceğiniz basit ve harika bir şey var. Böyle durumlarda kendinizi çocukların gözlerinde ve sözlerinde arayın. Sizi rahatlatıyorsa hayvanlar da olabilir. Neredeyse her zaman çocuklar size harika ipuçları sunabilir. Aradığınız yolu size, alakasız gibi görünen şirin sözlerinin arasında çaktırmadan gösterebilirler. Ya da size doğru koşup öyle bir sarılırlar ki, kendiniz olmanın ne demek olduğunu hatırlarsınız. Bütün hücrelerinizin titrediğini hissedersiniz; sanki ılık bir su bütün vücudunuzda okşayıcı bir şekilde dolaşmış gibi. Aynı güçle, kaldığınız yerden devam etmek için bundan daha güzel bir kıvılcım olabilir mi?

  Bugün çevrenize daha dikkatli ve daha bilerek bakmaya başlayın lütfen.

cute-child

 

ozzcan.s”@”gmail.com

 

Bu yazı Kişisel Fayda kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Sevgi ve Acı; İnsan İnsana Karşı -2- için 1 cevap

  1. Geri izleme: Kalem Mezarlığı | Özcan Söylemezoğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir